Değişik Bir Yolculuk

Bu yazımda, sizlerle birlikte oldukça değişik bir seyahate çıkmayı planlıyorum...

10-07-2017

Seyahat etmeyi, yeni yerler tanımayı herhalde siz de benim gibi seviyorsunuzdur… Fakat tabiki her zaman bu tutkumuzu yerine getirmek için ne vakit ne de imkan bulabiliyoruz. Kendimize kolayca acımaya, ah vah demeye başlayıp, çağımızın hastalığı olan sosyal medya araçlarından seyahat ettiğini gördüğümüz insanlara imreniyoruz.

Bu yazımda, sizlerle birlikte oldukça değişik bir seyahate çıkmayı planlıyorum…

Gelin ilk önce yaptığımız şu klasik gezilere bir göz atalım! Herşey yolunda gittiği takdirde, değişik, cıvıl cıvıl insanlar,binalar, insanın aklını alabilen vitrinler ve kafeler… Bizi bizden alan, çarpıcı ikonlar…-aynı günlük yaşamımız gibi-

Yaptığım gezilerden birinde ‘’Acaba bu yolculuğu kendi içimize doğru çevirebilsek neler olurdu?’’ diye düşündüm. Şu an ise sizlere birkaç dakikalığına gözlerinizi kapatıp, kendi özünüze doğru bir yolculuk yapmayı teklif ediyorum.

Biliyorum bazılarınız için zor bir deneyim olabilir, başlarda benim de yaşadığım gibi karanlığa doğru minik adımlar atmanız gerekebilir. Ama sonunda aydınlığa çıkacak bu yolculuğu denemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir Japon atasözünü de hatırlatmak isterim: “Yedi kez düşebilirsin ama sekizincide ayağa kalkabilirsin. “.

İşte bu yüzden bir iki kez deneyip, ‘’Yok yahu bu bana göre bir şey değil!’’ demek sadece kolay bir kaçış yolu olur, bu kolay yolun seni de kandırmasına izin verme!

Çünkü, bu yolculuk şu ana kadar yaptıklarınızın en enteresanı olabilir. Düşünün, kendi içinize, öz benliğinize doğru bir yol; kimbilir kendinizle alakalı bilmediğiniz, farkedemediğiniz ne kadar çok şey var.

Rahat bir şekilde oturmanız yeterli, illa ki lotus pozisyonu dediğimiz bağdaş pozisyonunda da oturmak zorunda değilsiniz. Hatta bir sandalyede bile oturabilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken omurganızın dik olması… Gözleriniz açık da olabilir, ama tavsiyem dışarıdan gelebilecek kışkırtıcı şeylerin dikkatinizi bozmaması adına gözleri kapatıp, kendinizi o karanlığa salıvermek.

Sessizliğe gömülüp nefesinizi izlemekle başlayabilirsiniz.

Tabi ki aklınıza bir sürü düşünce gelecektir. Sonrasında içeceğiniz kahve, dün tartıştığınız arkadaşınız, hazırlamanız gereken rapor vs.

Zihnin görevi düşünce yaratmaktır, bunu hatırla lütfen. Ona dur demek; kalbine artık dur dinlen, sen çok çalıştın demek gibi birşey olur.

Sadece zihninizde oluşan düşünceleri izlemekle, sizi nelerin meşgul ettigini anlayabilirsiniz. Yani yapacağınız tek şey, sessizce oturup kendinizi; vücudunuzu, nefesinizi ve hatta düşüncelerinizi izlemek…

Hemen kendinize ‘’En az 15 dakika oturmam gerekir’’ diye katı kurallar koymayın. Bırakın! Rahat ve kuralsız olun. Ama kendinize, aksatmadan uygulayabileceğiniz bir plan yapın. Her gün aynı saatte sessizce oturun, 2 dakika bile olsa… Sanki bir kum tepeciği yapacaksınız ve her gün, o 2-3 dakikalık sessizce oturmanızla birer birer o kum tanelerini yerlestireceksiniz.

Sabırlı olun ve bir ay gibi bir zamanda bakın nerele şahit olacaksınız… Hatta bana da yaz yaşadıklarını! #nicetomeetyourself #spandayoga #bhavanayoga

Yorum Yaz


E-Posta :


Saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!